Ekonomide faiz oranlarının yıllık %40-%50 seviyelerinde seyrettiği yüksek faiz dönemlerinde bankadan kredi kullanmak imkansız hale gelir. Bu dönemlerde tasarruf finansmanı (Evim) şirketleri adeta altın çağını yaşar ve üye sayılarını katlarlar. Peki, Merkez Bankası faiz indirim döngüsüne girdiğinde ve bankalar konut kredisi faiz oranlarını tekrar makul seviyelere çektiğinde ne olur? Faizlerin düşmesi, tasarruf finansman sistemlerini anlamsızlaştırır mı? Bu makalede iki sistemin faiz indirim döngülerindeki rekabetini inceliyoruz.
1. Faizler Düştüğünde Banka Kredisinin Cazibesi Artar
Bankaların konut kredisi faiz oranları aylık %1 veya %1.5 seviyelerine gerilediğinde, tüketiciler bekleme süresi olan tasarruf finansmanı yerine doğrudan bankaya yönelirler. Çünkü faiz maliyeti düşmüştür ve tüketici hiç beklemeden evi bugün satın alıp hemen taşınabilir. Bu durum tasarruf şirketlerinin üye havuzunu daraltabilir ve kura gruplarının büyüme hızını yavaşlatabilir.
2. Tasarruf Finansmanı Hâlâ Neden Daha Karlıdır?
Faizler düşse bile, banka kredisinin maliyeti hiçbir zaman tasarruf finansmanından daha ucuz olamaz. Banka kredisinde aylık %1 faiz oranı bile 10 yıllık vadede toplamda anaparanın yaklaşık 1.8 katı kadar geri ödeme demektir. Tasarruf finansmanında ise ödeyeceğiniz tek maliyet olan organizasyon ücreti sabit kalarak sözleşme bedelinin sadece %7-%10'u seviyesindedir. Yani matematiksel olarak faizsiz tasarruf planı, banka faizleri ne kadar düşerse düşsün finansal olarak her zaman daha karlıdır.
3. Karar: İnanç ve Bütçe Faktörü
Faiz indirim dönemlerinde karar tamamen kişisel tercihlere kalır. Faiz ödemekten kaçınan inanç hassasiyeti yüksek kitle için tasarruf finansmanı tek seçenek olmaya devam edecektir. Evi hemen almak isteyen ve ek faiz maliyetine katlanmayı göze alanlar ise banka kredisine kayabilir. En rasyonel karar için her iki sistemin Net Bugünkü Maliyet karşılaştırmasını yapmanız önerilir.